Kütahya Gezi Notları

Muhteşem işlemeli çinileri ve tarihi yapıları ile Türkiye‘nin gözde şehirlerinden biri olan Kütahya şehrine hafta sonu kaçamağı yapmayı planlıyordum. Kütahya gezilecek yerler listem ve çantamı hazırlayıp metro turizmden biletimi aldım. Akşam 22.00 Samandıra Metro tesislerinden kalkacak olan otobüsümü beklemeye koyuldum. Henüz erkendi ve ağabeyim ile semtte bulunan bir kafe de oturup bir şeyler içiyoruz. O esnada mahalleden arkadaşım Hami’nin yoldan geçtiğini görüyor ve kendisine seslenerek masamıza davet ediyordum. Hami’ye, bu akşam Kütahya’ya gideceğim gezmeye sende gelmek ister misin? diye sorduğumda o anda kabul etmişti. Ne zamandır istiyordu benle birlikte bir gezide yer almak. İçeceklerimizi bitirdikten sonra ağabeyim eve, Hami ve ben ise tekrar Metro turizm yazıhanesine giderek benim bulunduğum otobüse 1 kişilik bilet daha aldık. Daha sonra evlerimize dönerek akşam otobüsümüzü beklemeye koyulduk. Saat 21.00 sularında Hami’yi evinden alarak bir kafe de oturup zamanı doldurduk ve 21.30 da servis gelerek Taşdelen’den, Samandıra Metro Turizm tesislerine doğru yol aldık. 15 dakikalık bir yolculuktan sonra tesislere gelerek 22.00 Kütahya’ya olan otobüsümüzde ki yerlerimizi alarak yolculuğa başladık.

Saat sabahın 05.45’i idi Kütahya Otobüs terminaline indiğimizde. Terminal içerisinde bulunan banklarda uyuyan insanlar ve kapalı lokantalar. Biz terminal içerisini gezerken metro turizm servisi de şehir merkezine doğru yola çıkmıştı. Saat 06.00 da Ulusoy’un servisine rica ederek bizi şehir merkezine bıraktı. Demokrasi caddesindeyiz ve henüz dükkanlar açılmamış. Sabahın ayazı ve loş karanlığında cadde boyu Hami ile yürüdük açık bir lokanta bulmak için fakat maalesef her yer kapalı. Tekrar caddenin başladığı yer olan Kütahya valiliğinin oraya geldiğimizde açık olan bir lokantaya rastlıyoruz. Burada kendimize birer çorba söylüyoruz.

kutahya-corbaci

Saati 07.30 ettik. Dükkanlar tek tek açılıyordu. İran seyahati dolayısıyla blogum sayesinde tanıştığım Yasin, biz Kütahya’ya gelmeden önce konaklamamız için evine davet etmişti. Yasin, Dumlupınar Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı 4. sınıf öğrencisi. Burada bir çay ocağında yarı zamanlı çalışıyor. Sabah iner inmez aramamızı söylemişti ama erken saatte indiğimiz için arayarak rahatsız etmek istemedik. Saati de 7.30 yapmıştık zaten ve çorbalarımızı içtikten sonra Kütahya valiliği önüne gelerek Yasin’i arıyor ve bulunduğumuz noktayı kendisine iletiyorduk. 20 dakika sonra geleceğini öğreniyoruzYasin’in ve sonrasında Valilik önünde bulunan satranç ile oynamaya başlıyoruz Hami ve ben. 🙂 20 dakikalık bir oyalanmadan sonra Yasin geliyor ve bizi alıyordu. Buradan Yasin’in çalıştığı yer olan Hür kahvesine gittik. Dükkan açılıyor, ocağa çay koyuyordu Yasin. O esnada poğaçacı geliyor bir miktar simit ve poğaça bırakıyor. Kahve işletmecisi Ramazan ağabey de geldi. Tanıştık ve güzel bir muhabbet ettik sabah sabah. Bu sırada çayda demleniyordu. Çorbanın üzerine birde demlenen sıcacık çay ve bir kaç poğaça yiyerek gün aydınlanmış Kütahya gezilmeyi bekliyordu. Sırt çantalarımızı kahveye bıraktık. Hami ile Kütahya gezimize başladık saat 08.30 itibari ile.

İlk olarak Kütahya Valiliği önünde yer alan çinili vazoyu geziyoruz. Burası, Demokrasi Caddesi ile Kütahya şehir merkezine gelinen yolun kesişimin de bulunmakta. Kütahya sizi bu güzel çinili vazo ile karşılayacak.

kutahya-meydani

Buranın hemen sol tarafında 1800’lü yılların ve günümüze dek ulaşan Kütahya insanını temsil eden yöresel kıyafetli heykeller bulunmakta. 1800’lü yıllar ve halen giyilmekte olan, tam takım Eğrim’li Ağır Elbisesi 3 parçadan oluşan elbiseleri bayanlar giyiyor. 1830-1870 yıllarında ise Kütahya tarzında giyinmiş ve kuşanmış erkekler poşu, cepken ve gömlek, gümüş kösteği, belinde şal ve kolanı, silahlığı, şalvarı, ayakta kalçını ve yemenisi ile giyinmekteler.

kütahya-yoresel-kiyafeti

ataturk-taktirnamesiHeykellerin yanında Mustafa Kemal Paşa’dan 1920 yılında, başta Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey ve Kütahya halkına olan takdirnamesi bulunmakta.

Bu bölgeden kuzeye giden araç yolunu takip ederek kale yoluna çıkıyoruz. Kütahya kalesinin ulaşımıarkeoloji-muzesi-kutahya-girisi biraz sıkıntılı olduğu için erkenden orayı gezmek istiyoruz. Kale yolu üzerinde bulunan Arkeoloji müzesi, çini müzesi ve Yıldırım Beyazıd Han Ulu Camii’ni de böylelikle gezmiş oluruz. Kaleye doğru yürürken bizi ilk karşılayan Kütahya Arkeoloji Müzesi oluyor. 10 TL tutarında giriş biletlerimizi alarak müzeye giriş yapıyoruz.

Germiyan Beylerinden Umur-bin Savcı tarafından 1314 yılında medrese olarak yaptırılmış. Ulu cami yanında bulunuyor. 1965 yılında ise müze olarak ziyarete açılmış. Müzede Geç Misyoner döneminden itibaren, Paleolitik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kültür ve tabiat varlıkları sergilenmekte.

kutahya-arkeoloji-muze

kutahya-arkeoloji-muzesi

ulu-cami-kutahyaArkeoloji müzesi yanında bulunan Ulu camine giriyoruz. İçerisi pek ihtişamlı. Kütahya’nın en büyük ve tek padişah camisi. XIV. Yüzyıl eseri olan Ulu caminin yapımına Yıldırım Beyazid’in Kütahya valisi olduğu dönemde, (1381-1389) başlanmış. 1402 yılında Timur ile yapılan Ankara savaşı nedeni ile yapımına ara verilmiş ve sonrasında Yıldırım Beyazid’in oğlu Şehzade Musa Çelebi tarafından 1410 yılında yapımı tamamlanmış. İki tam kubbe ve altı yarım kubbe ile desteklenen cami, dikdörtgen biçimlidir. İki yan ve bir kıble olmak üzere üç kapısı ve altmış dört penceresi bulunmakta. Caminin avlusu bulunmuyor. Yalnız doğu tarafında camiden bağımsız çok çeşmeli bir kare şadırvan mevcut. Bu şadırvandan yerel halk bidonlar ile gelip sularını dolduruyorlar.

kutahya-ulu-camii

kutahya-ulu-camisi

Ulu cami içerisi geniş ve çok ferahtı. Buradan ayrılarak yine yol üzerinde bulunan Çini müzesine gidiyoruz. Kapıda güler yüzlü güvenlikçiler karşılıyor bizleri. İçeri kapı girişinde görevliden 7 TL’a bilet alıyoruz. Benim yıllık müze kartımın maalesef süresi doldu ve henüz yenilemedim. Bu şekilde para vermek biraz güç oluyor. Çini müzesi gayet düzenli ve bir çok işlemeli eşyaları burada görebiliyorsunuz.

kutahya-cini-muzesi

Son Germiyan Beyi II. Yakup’un (1387-1429) yaptırdığı Külliyenin imaret bölümü hemen Ulu Cami yanındadır. Uzun zamanlar Vahid Paşa Halk Kütüphanesi olarak kullanırmış ve daha sonra kütüphanenin buradan ayrılması sonrası uzun zaman boş kalmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edilen kütüphane restore edilerek 5 Mart 1999 tarihinde Çini Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

cini-tabak

Halk arasında içindeki yekpare mermer şadırvanından dolayı “Gökşadırvan” olarak da bilinmekte. Kubbeli vecini-vazo şadırvanlı orta mekana, üç yönde kubbeli eyvan ile iki oda açılmakta. Türbe bölümü kesme taş işçilikli olup, burada topraklarını Osmanlıya vasiyet eden II. Yakup’un çinili sandukası yer alıyor. İmaretin bitişiğinde yer alan 1930’lu yıllarda yıkılan medresenin, taş vakfiye kitabesi, giriş kapısının güneyindeki niş içine yerleştirilmiş. Otuz dokuz satırdan oluşan kitabe Osmanlı Türkçesiyle yazılmıştır. Çini müzesinde, 14. yüzyıldan başlayarak, günümüze kadar üretilen ve Kütahyalılar tarafından “Ateşte açan çiçekler” olarak tanımlanan nadir çini örnekleri yer almakta. Kütahya’nın Türk çini sanatındaki önemi, 13. yüzyıldan itibaren, günümüze varlığını sürdüren bir üretim merkezi olmasından kaynaklanır. İznik’ten daha önceki aynı dönemlerde başlayan çini üretimi, 18. yüzyıl başlarından itibaren tek çini yapım merkezi olarak günümüze kadar devam etmiştir.

kutahya-cini-muze

Kütahya kalesi yolunda bulunan Arkeoloji ve Çini müzelerini de gezerek yolumuza devam ediyoruz. Bir hayli yürüyeceğiz kaleye. Ara sokaklardan geçiyor, henüz uyanmamış mahallelerin Arnavut taşlı yollarında ilerliyoruz. Bu esnada bize güzel kareler çıkıyordu. Eski Kütahya evlerini gözlemliyor, tahrip olmuş ahşap yapıları seyre doyuyorduk. Kütahya evleri, iki ya da üç katlı ahşap evlerdir. Payandalarla desteklenmiş çıkmaları, büyük kapıları ve kafesli pencereleri ile Anadolu mimarisinin güzel örneklerini oluşturmakta.

eski-kutahya-ev

eski-kutahya-evi

kutahya-sokaklari

Sabahın tatlı serinliğinde kale yolu bizi pek fazla terletmiyor. Fakat yer yer dinleniyorduk. Mahalle aralarından sıyrılıyor kendimizi Kütahya kalesinin eteklerinde buluyorduk. Burası sanırım içki içenlerin mekanı olsa gerek. Arazide bir çok çöp ve içki şişelerine rastlıyoruz Hami ile. Genellikle kale gibi yerleşim yerlerine uzak yerler bu şekilde oluyor. Zira Türkiye turum esnasında çıktığım bir çok şehir kalelerinde bu tabloya sıkça rastladım. Rakım olarak yükselmiş ve Kütahya’yı kuş bakışı görecek şekildeydi açımız. Her kale çıkışımda o şehri bitirdiğimi var sayarım. Çünkü şehir manzarası gözlerimin önüne sere serpilmiş vaziyette oluyor. Kütahya’ya tepeden bir baktık şehir henüz uyanmamıştı ve sokakları boştu. Uyanan sadece kuşlardı ve onlarda bize hoş geldiniz dercesine ötüyorlardı.

kutahya-kale-girisi

kutahya-kaleBulunduğumuz tepe, Frig ve Roma dönemlerini kapsayan antik çağda Kotiaeion adıyla bilinmekte. 84 burcu ile bugün kalıntıları izlenen hisar dört inşa dönemi geçirmiş. Kale, Arapların, Anadolu’ya karşı gerçekleştirdikleri büyük akınlarından sonra M.S 9. yüzyılda tekrar güçlenenkutahya-kale-gorunumu Bizans tarafından inşa edilmiş. Bu döneme ait surlarda, üst kısımda tuğla, altta ise Roma döneminden kalan birçok mimari parça devşirme olarak kullanılmış. 1071’deki Malazgirt savaşının ardından, M.S 12. yüzyılda Bizans yeniden güçlendiğinde, kale surları, birbirini izleyen tuğla ve taş sıralarıyla tamamı ile yeniden örülmüştür. Bu yeni yapımda, ağır mancınıkları taşıyabilmesi için çok sayıda, birbirine yakın U şekilli kuleler inşa edilmiş ve daha alçak bir dış sur eklenmiş. Yukarı kalenin bazı kulelerinin restore edilmesi Kültür ve Turizm Bakanlığı, giriş yolu ve iç düzenlemeleri ise Kütahya Belediyesi tarafından gerçekleştirilmiş.

Zirvede “Döner Gazino” var. 1973 yılında yapılmış. Antik çağlardan günümüze kadar yerleşimin olduğu tepede gazino dönemin belediye başkanı Abdurrahman Karaa tarafından 1973 senesinde tamamlanmış.

kutahya-doner-gazino

Kale yolu sizi zorlayacaktır. Yazın sıcağında sanırım buraya çıkmak son derece zahmetli. Ama sizi zirvede çok güzel bir aile çay bahçesi bekliyor. İçecek ve yiyeceklerin bulunduğu döner gazino ve aile çay bahçesinde yorgunluğunuzu atabilir Kütahya’yı kuş bakışı seyre doyabilirsiniz.

kutahya-kalesi-cay-bahcesi

Nitekim Hami ile ben yorgunluğumuzu bir şeyler içerek atıyor şehri kuş bakışı seyrediyorduk. Yorulduğumuz sanırım pek bir belli oluyor gözlerimizden. 🙂

hisar-tepesi-cay-bahcesi

Burada yarım saat kadar dinlenip tekrar inişe geçiyoruz. Dönüşü kalenin arka tarafından yapıyoruz. Çünkü Kütahya Konağı ve Macar evi bu güzergahta kalıyor.

kutahya-kalesi-inis-yolu

Salına salına yürüyoruz Hami ile. Yarın da Kütahya’da olacağımız için pek acele etmiyoruz. Yokuş aşağı 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra ilk ziyaret noktamız Kütahya Konağı oluyor. Kapı üzerinde bulunan büyük bir tokmakla eski ahşap kapıya tıklatıyoruz. Güler yüzlü bir beyefendi açıyor kapıyı ve bize; hoş geldiniz diyerek içeri buyur ediyor. Tarihin ve sahaf kokusunun harmanlandığı konak içerisi çok güzel bir şekilde dekore edilmiş ve güler yüzlü beyefendi bize mütevazi bir şekilde konağın tarihinden bahsediyor.

kutahya-konagi

kutahya-konagi-odalari

kutahya-konagi-odasiEvliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde kaleme aldığı bu tip konaklardan çok azı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. İşte bu konaklardan biri olan Kütahya Konağı tarihle bir randevu veriyor sizlere. Eşsiz mimarisi, tarihi dokusuyla döşenmiş odaları ve içinde kurulu yer sofralarında veya masalarında yöresel yemekleriyle Kütahya gezinizde kendinizi şımartabilir güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Konakta henüz ziyaretçi yoktu. Hami ile ben varım sadece. Odalarında geziyor, tarihin içerisinde kayboluyorduk. Biz tercihimizi yemekten yana kullanmasak da birer kahve içiyoruz.

konak-bahcesi

Kütahya Konağı, Kurşunlu sokaktadır. Bu sokağın az ilerisi sizi Macar evine götürecektir. Konakta, Hami ile birer fincan kahvelerimizi içerek görevliye teşekkür ediyor ve ayrılıyorduk bu mistik ortamdan. Kısa bir yürüyüş sonrası bizi yemyeşil bahçesi ve restore edilmiş son derece güzide bir ev karşılıyor. Burası Macar lideri Lajos Kossuth’un evi.

kutahya-macar-evi

1848-49 Macar İstiklal Savaşının ve bağımsız Macaristan’ın lideri Lajos Kossuth Türk Milletinin misafirperverliğinden faydalanarak 1850 den 1851 yılına kadar bu evde oturmuştur. Ev 2 katlı olup bir çok odaya sahiptir. Oda içerisinde Lajos Kossuth’un kullanmış olduğu eşyalara göz gezdirebilir tarihin izlerine tanıklık edebilirsiniz.

Bizi ilk olarak “Selamlık” odası karşılıyor 1. katta. Bu oda erkekler için ayrılmış olup sohbetler bu odada yapılırmış. Odanın sağında bulunan duvarda, ahşap ev gereçlerinin konulduğu bir dolap bulunmaktadır. Bu odada ısınma ısınma amaçlı bir ocak yeri vardır. Türk oturma odası tarzında düzenlenmiştir. Odada Hilye-i Şerif, Nargile ve mangal bulunmaktadır.

macar-ev-selamlik-oda

Yemek odası, Türk yemek odası tarzında düzenlenmiştir. Bu odada, bir ocak yeri ile yan kısımlarında kap-kacakların konulduğu raf ve gözler vardır. Sol duvarda ise ahşap bir gömme dolap bulunmaktadır. Bu dolaba mutfak gereçleri konulmaktadır. Ev halkı yemeklerini oda ortasına kurulan sini üzerinde, yer minderlerine oturarak yerlermiş.

macar-evi-yemek-odasi

Yatak odası, Lajos Kossuth ve eşi Teresa Kossuth’un odasıdır. Yine aynı şekilde Türk usulü düzenlenmiştir. Odada yatak, yorgan gibi eşyaların konulduğu ahşap bir dolap ile birlikte, bir gusülhane bulunmaktadır. Birde ısınma amaçlı ocak yeri vardır. O dönemlerde kullanılan bir karyola ve işlemeli örtüsü ile aynalı etejer görülmekte. Osmanlı döneminde giyilen kıyafetlerden, bir bindallı da manken üzerinde sergilenmektedir.

macar-evi-yatak-odasi

İkinci kata çıktığımızda bizi ilk olarak “Anı odası” karşılıyor. Kossuth’un anıları için düzenlenmiştir bu oda. Macaristan’da 19. yüzyılda giyilen kadın, erkek ve çocuk giysileri ile kral Naibi korumasının giydiği kıyafetinin orjinalinin bir örneği bulunmaktadır. Ayrıca Macar üst düzey komutanlarının fotoğrafları, o dönemde kullanılmış kılıç, tabanca ve tüfekler yer almaktadır. Giriş kapısının sağ tarafında seyahatlerde kullanılan deri bavullar görülebilir. Bu bavulların dört bir tarafında taşıma kulplarının olması bunların dört kişi tarafından taşındığını göstermektedir. Odada ısınma amaçlı bir ocak yeri de bulunmaktadır.

macar-evi-ani-odasi

Aile odası, Kossuth ve ailesinin oturma odası. Bu odada yüksekçe bir sedir üzerine oturulurmuş. Kapı girişinin karşısında ısınma amaçlı bir ocak bulunur. Kossuth’un 19. yüzyılda kullandığı piyanosu, Macar porselenleri, hareketli ahşap bir ayna ile bir dolap içerisinde Macar kadınının süs eşyaları bulunmaktadır. Sedir bölümünde mankenler üzerinde Macaristan’da giyilen 19. yüzyıl giysi örnekleri görülebilir.

macar-evi-aile-odasi

Son olarak Baş oda, eve gelen misafirlerin ağırlandığı en önemli odadır. Oda içerisinde bulunan ahşap direk ile iki kısma ayrılmıştır. Giriş kısmına “Sekialtı” denir. Burası ayakkabıların çıkarılmasına mahsustur. Odanın içten bütün duvarlarını kaplayan 15 cm eninde çıkıntılı bir raf ve aynı zamanda normal ve kafa pencerelerin de arasında geçerek odanın irtifasını ikiye böler. Odadaki bütün doğramalar, tavan, yüklük ile üst kısımda misafirlere ikram için konulan yiyecekler bulunmaktadır. Bu kısma seyyar ahşap bir merdiven ile çıkılmaktadır. Isınma amaçlı bir ocak ile sağ tarafta yer alan camlı dolapta tütün kıyacağı ve müzik aletleri bulunmaktadır. Ocak üzerindeki duvarda Kossuth ve eşinin fotoğrafları yer almaktadır.

macar-evi-selamlik-odasi

donenler-mevlevihanesi-merdiveniBu görkemli Macar evinden sonra Dönenler Mevlevihanesi‘ne geldik. Mevlevihane, Börekçiler mahallesinde bulunmaktadır. Mevlevi kültürünün 3. önemli merkezi olma özelliğini taşımaktadır. Sonraki dönemlerde ise kuzeyine yapılan bölümü mescididir. 1237-1243 yılları arasında inşa edilmiştir mevlevihane. Bir sonraki dönemlerde ise kuzey bölgesine semahane eklenmiştir. Dönenler Mevlevihanesi’nin ilk yapısı ile ilgili pek bir bilgi bulunmamaktadır. Günümüzdeki mimarisi ise 1812 senesinde yenilen restore edilmiştir. Mevlevihane iç mimarisi olarak güzel bir işlemeye sahiptir. Akustik bir ortam sunan yapı ziyaretçilerinin gözlerine hitap eder şekilde bir duruş sergilemekte. İç dekoru tamamen ahşap ile kaplanmış vaziyettedir. 2. kata çıkan ahşap merdivenler halen daha sağlamlığını korumaktadır. Mevlevihane içerisinde ayrıca 11 kabir bulunmaktadır. Dönemin evliyaları olarak bilinen zatlar burada yatmaktadır. İlk defa burada rastladım bu duruma. Bir cami içerisinde kabir olduğuna. Cemaatin kıble itibari ile kabirleri önüne alacak vaziyette konumlandırılmıştır evliyaların huzuru dergahları. Kabre yaklaştığınız taktirde sağ tarafta kalan bir çukur bölge hissedeceksiniz halı altına gizlenilmiş şekilde. Buradan o dönemlerde su çıkarılmaktaydı. Bu bilginin tazeliğini koruduğunu sorduğumuzda ise halen o çukurdan su çıkar olduğunu öğreniyoruz. Hami ile ben çok şaşırmıştık açıkçası.

donenler-mevlevihanesi

Cami içerisinde bulunan kabirler,

donenler-mevlevihanesi-kabirleri

Meydana yakın olan Germiyan Konağı’na gidiyoruz. Konak faal durumda yemeklerinizi yiyebileceğiniz hoş bir ortam sunmakta size. İş günü olmasından ve içeride yemek yiyen insanlardan dolayı işletme müdüründen izin alarak konağı geziyoruz Hami ile. Germiyan Konağı, Osmanlı dönemlerinde şehzadelerin eğitim yeri olarak kullanılmıştır. Şimdilerde ise Osmanlı ve Kütahya mutfaklarından seçkin yemekleri yiyebileceğiniz akustik bir yer olarak hizmet vermektedir.

germiyan-konagi

Germiyan Konağı gezintimiz sonrası Rüstem Paşa Medresesi ve El Sanatları Çarşısına gidiyoruz. Rüstem Paşa Medresesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Veziri Azam-ı Rüstem Paşa tarafından 1550 senesinde yaptırılmıştır. Açık avlulu, 10 adet hücresi odası bulunan ve 1 adet dershanesi bulunan medresede zamanında fen bilimleri tahsil edilmekteydi. Taç kapı dışında medreseye ait tüm yapılar 1930 yıllarında yıktırılmıştır. 2003 yılında yapılan kazı çalışmalarında yapının izleri ortaya çıkmıştır. Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğünce hazırlanan projesine uygun olarak 2006 yılında restorasyonu tamamlanmıştır. Şimdilerde ise Kütahya şehrine özgü hediyelik eşyalar satılmakta.

rustem-pasa-medresesi

Bugüne sığdırabileceğimiz son olarak İshak Fakih Camisi olacak. İshak Fakih Cami, Germiyan beylerinden Süleyman Şah ve Osmanlılar devrinde Fakih adlı bir bilgin tarafından yaptırılmış. Minare kesme taşlarla yapılmış olup şerefe kısmı tuğlalar ile işlenmiş. Külah ahşap ve kurşun kaplı. Toplamda 54 basamaktır. İshak Fakih camisinden ayrılmadan önce kapıda namaz saatini bekleyen yaşlı bir amcaya rastlıyoruz. Kısa bir sohbet sonrasında bu güzel kare ile Kütahya gezimizin 1. gününü Hami ile birlikte tamamlıyoruz.

ishak-fakih-cami

Doğruca Yasin’in çalıştığı Hür kahvesine tekrar gidiyoruz. Güneş batmak üzere. Yasin’in vardiya bitimine yaklaşık 1 saat var. Hami ile bir kaç bardak çay içerek zamanı öldürüyor sonrasında Yasin’i de alarak eve gidiyoruz. Evde sohbet, muhabbet derken yorgun olan vücutlarımız uykuya yenik düşüyor ve yatıyoruz.

2. gün sabah erkenden Yasin, işe gitmişti. Hami ve ben saat 09.00 da uyanıyor Kütahya gezilecek yerler listemizde kalan Çinili Cami ve Evliya Çelebi Müzesi gezmek için tekrar çıkıyorduk Kütahya caddelerine. Demokrasi caddesi üzerinde bulunan bir pastahanede kahvaltılık bir şeyler yiyerek kendimize geliyoruz. İlk olarak Evliya Çelebi Müzesine gidiyoruz. Atamız, pirimiz, reisimiz. Genlerimize işleyen, gezmeyi sevdiren atamız Evliya Çelebi. Barış Manço’yu da unutmak olmaz. Evliya Çelebi müzesine şehir merkezinden kalkan 10 no’lu otobüsler ile gelerek Şehitlik önünde ininiz.

Ne yazık ki geldiğimizde müze kapalıydı, üstelik Evliya Çelebi’nin müzesi. 🙁 Evliya Çelebi, 25 Mart 1611’de Zereğen mahallesinde iki kapılı konakta doğmuştur. Aşağıda resmi olan konak. Evliya Çelebi 21 yaşında (1632) ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etmek zorunda kalmıştır. 1681 yılında vefat etmiştir. Kabrinin nerede olduğu bilinmemektedir. Evliya Çelebi Kültür Hizmet ve Tarihi Eserleri Onarma derneği adına Mehmet Dumlu öncülüğünde Kazım Zülfikari tarafından 17. yüzyılda yaptırılmıştır konak. Ayrıca Ünlü seyyah, ilim adamı, yazar ve halk bilimci Kütahya’lı Evliya Çelebi’nin dedesi Kara Ahmed Bey’in türbesi eski adı Zereğen olan Maltepe Mahallesindedir. Türbe 1995 yılında Osmanlı mimarisi tarzında yaptırılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1678 yılında ziyaret ettiği memleketi Kütahya’yı anlatırken dedesi Kara Ahmed Bey’in mezarının Zereğen mahallesindeki evlerinin bitişiğinde olduğunu belirtmiştir.

evliya-celebi-muzesi

kutahya-evliya-celebi-muzesi

Buranın az yukarısında yer alan Çinili Camisine gidiyoruz. Dış görünüm itibari ile çok muhteşem bir yapıya sahip. Masmavi ve göz alıcı çinileri ile adına yakışır bir şekilde Kütahya’nın görülmesi gereken yerlerinden önemli bir yere sahip. Özellikle Japon turistlerin buraya geldiğini mahalleliden öğreniyoruz. Türkiye’de ve dünyada eşi benzeri bulunmayan Kütahya Çinili Cami, dış mimarisi ile ziyaretçilerine hayranlık uyandırıyor. İç mimarisi ile de göz zevkine hitap eden camide yağmurdan dolayı bazı duvar kesimlerinin nem alması ve boyasının kalkması bizleri biraz üzmüştü. Kütahya’nın simgesi durumunda olan Çinili Cami, Orta Asya Türk mimarisinden örnek alınarak ressam Ahmet Yakupoğlu tarafından yaptırılmıştır.

kutahya-cinili-cami

cinili-cami

Çinili Cami sonrası tekrar şehir merkezine iniyoruz Hami ile. Saat 11.00 henüz. Dönüş biletimiz ise akşam 22.00’da. Ne zamandır Afyon’da bulunan gezgin motorcu Şule Özürün Bendler ablamı ziyaret etmek istiyordum. Kütahya’ya geleceğimi sosyal medyadan gören Şule abla bu kadar yakına gelmişken bana da uğra diyordu. 🙂 Saatlerde henüz erkendi ve Hami’nin görüşünü almak istedim. Zira yola birlikte çıkmıştık. Hami içinde uygun olduğunu öğrenince Kütahya otogarına giderek Afyon’a biletimizi kestik. Yaklaşık yarım saatlik bir bekleyişten sonra transit bir araç ile 2 kişi/24TL biletimiz ile Afyon’a doğru yola çıktık. 1 saatlik bir yolculuk sonrası Afyon’a vardık. Buradan minibüsler ile şehir merkezine geliyoruz.

afyon-sehri

Şule ablaya geldiğimizi haber veriyor ve sahibi olduğu Çengel  kafenin bizlere adresini söylüyor. Verdiği adrese kısa bir yürüyüşten sonra geliyoruz. Burada 5 dakikalık bir bekleyiş sonrası Şule abla gelmişti. Çok mütevazi ve güler yüzlü birisi kendisi. Harika sohbetler ediyor ve saatler birbiri ardını kovalıyordu. Öyle ki saati 17.00 yapmıştık. Çengel kafeden kalkarak bir şeyler yemek için şehir merkezine gittik. Burada Şule abla bize sucuklu ekmeği yememizi öneriyordu. Nitekim her zaman gittiği bir büfeye gelerek burada tadına ve içerisinde bulunan özel sosa hayran kaldığım sucuklu ekmeği yiyoruz.

fatihyollarda-sule-ozurun-bendler

Buradan ayrılarak kısa bir Afyon gezintisi yapıyoruz. Afyon gezisi için ayrı bir program yapmak şart oldu bana aslında. Afyon gezilecek yerler olarak bir çok tarihi yapıya ve gezilecek yerlere sahip. Afyon kalesi eteklerine kadar bir yürüyüş yapıyoruz.

afyon kale

Daha sonra tekrar Çengel kafeye geliyoruz. Burada Şule ablanın değerli eşi ve danışmanı ile tanışıyor keyifli bir muhabbet ediyorduk. Saat 19.00 olmuştu. Kafeden ayrılarak otogara geliyor 19.30 aracıyla tekrar Kütahya’ya dönüyoruz. Şule Özürün Bendler’in samimi tavırları, mütevazi karakteri ve misafirperverliğinden ötürü bir kez daha buradan teşekkür ederim. Yola çıkarken Yasin’i arıyoruz. Çantalarımız evde kalmıştı. Yasin ise çalışıyor ve evi açmaya gelemeyecek durumdaydı. Sağ olsun işten izin alarak çantalarımızı otogara getirmiş emanetçiye bırakarak parasını da ödemişti. Kendisine de bir kez daha teşekkür ederiz. Saat 20.30 civarında Kütahya otogarına geliyorduk. Emanetçiden çantalarımızı alıyoruz. Güzel geçen bir Kütahya gezisinden sonra Hami ile birlikte otogarda oyalanıyor ve saati dolduruyorduk. 22.00 da otobüslerimize binerek İstanbul’a, keşmekeşe tekrar merhaba demek için yola çıkıyorduk.

Bir gezinin daha sonuna böylece geliyor ve ertesi gün İstanbul’un sabahına, trafik ve korna seslerine gözlerimizi açıyorduk. 🙂

  1. Memleketim Kütahya olmasına rağmen Kütahya’nın bilmediğim yönleri olduğunu gördüm. Ayrıntılar ve bilgileriniz için yüreğinize, kaleminize ve ayaklarınıza sağlık. 🙂

  2. Şule Özürün Bendler

    Harika bir Kütahya yazısı ellerine sağlık.. Ayrıca hakkımda yazdıklarına da Teşekkürler. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2013-2017 Tüm hakları saklıdır. Yasal Uyarılar | Gizlilik İlkesi | Maldivler Turları | Phuket Otelleri | Balayı Turları | Gezi Rehberi | Site Haritası |