Safranbolu Gezi Notları

11 Ağustos Pazar günü Samandıra’dan Metro turizm otobüsüne atladığım gibi soluğu Safranbolu‘da aldım. Bu geziyi planlamam aniden 1 gece de oldu.

safranbolu-girisi

Geleneksel Türk toplum yaşantısının bütün özelliklerini günümüze taşıması ve kendini zamana karşı saklamış olması, Safranbolu’yu “Korumanın Başkenti” ünvanına kavuşturmuş. Ülkemizde bulunan yaklaşık 50.000 kadar korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının yaklaşık 1.500’ü Safranbolu’da. İlçe, 17 Aralık 1994 yılında ise UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi” ne alınmış.

Safranbolu, Paplogonya bölgesi olarak bilinmekte. Tarihi M.Ö 3000’li yıllara kadar uzanan bölgede, Safranbolu şehir yerleşiminin kesin tarihi tam olarak bilinmemektedir. Gasgaslar, Hitit, Kimmer, Lidya, Persler, Helenistik Krallıklar, Romalılar, Selçuklular, Çobanoğluları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuş.

Gezi listemi süsleyen bir birinden harika yerler itibari ile Safranbolu sivil Osmanlı mimarisini taşıyan geleneksel Türk evleriyle, doğal güzellikleriyle ve tarihi boyutuyla ün kazanmış nitelikli bir kent. Yeni hamam, Eski hamam, Cinci hanı, Köprülü Mehmet Paşa Camii, Kazdağlıoğlu Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Kent Tarihi Müzesi, Saat kulesi, Eski Cezaevi, Bulak Mencilis Mağarası, İncekaya Su Kemeri, Yemeniciler Arastası, Demirciler Çarşısı, Manifaturacılar çarşısı, Tarihi çeşmeleri ve kemerleri nadirde değerlerdendir. Şehir merkezinde bulunan kaya mezarları ve tümülüsler de bu yapılar kadar ilgi çekicidir.

Safranbolu, Batı Karadeniz bölgesinin denizden kuş uçumu 65 km. içerisinde. Yörede Karadeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında geçiş özelliği görülür. Şehir merkezi 3 ayrı kanyonun birleştiği ilginç bir jeolojik yapı üzerine kurulmuş.

Safranbolu Gezilecek Yerler

Safranbolu’nun genel itibari ile bu bilgileri verdikten sonra tabi ki olmazsa olmazları olan Safranbolu evlerini gezmeye başlıyordum. Oldukça güzel bir yapıya sahip kente güzel bir görünüm sunmakta.

safranbolu-evleri

İlçe merkezinde 18. ve 19. y.y ile 20. y.y başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmakta. Evler Safranbolu’nun iki ayrı kesiminde gruplanmıştır. Eskiden “Şehir” diye bilinen ve kışlık olarak adlandırılan çarşı kesimi ile “Bağlar” diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesimidir. Safranbolu’da yapı formu evler genellikle 3 kattan oluşmuş 6-8 odalı, geniş hacimli, insan ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanmıştır. Odaların her biri bir çekirdek aileyi barındırabilecek tüm unsurlara sahip bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Her odada yüklük adı verilen dolaplar, sergenler, ocak ve sedirler vardır. Ahşap yüklük dolapların içerisinde yıkanmak amacıyla da kullanılabilen gusülhaneler de mevcuttur. Safranbolu evlerine bir başka detayı katan unsur ise tavanları ahşap işlemedir. Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzenlikten kurtarır. Odaların büyüklüğüne göre sayısı değişen dar ve uzun pencerelerde “muşabak” adı verilen ahşap kafesler bulunur. Evlerinin bazılarının içlerinde, serinlik vermesi ve yangından korunması amacıyla yapılmış olan havuzlarda bulunmaktadır. Safranbolu evlerinin yapımı genellikle; alt katlarda taş, üst katlarda kerpiç ve ahşaptır. Çatılarda genellikle alaturka kiremit kullanılmıştır. Evlerin giriş kısmına “hayat” adı verilir. Hayat taş kaplıysa “taşlık” olarak da anılır.

Safranbolu evlerini gezmek için belli bir rotaya ihtiyacınız yok her yer Safranbolu evleri ile mevcut bir şekilde bulunmakta zaten bende bu evlerin mistik görüntüsü eşliğinde rotamı cinci hanı ve hamamına çeviriyorum.

1640 yılında Sultan İbrahim’in tahta çıkışından sonra Anadolu Kazaskeri olan Cinci Hoca (Keçecizade Hüseyin Efendi) tarafından 1640 -1648 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kesme ve moloz taştan inşa edilen  yapı 2 bölümden oluşmaktadır. Odalar ve ahır bölümü olmak üzere, 2 katlı ve 62 odalıdır. Han’ın giriş kapısı, kilit ve anahtarı; Türk demir işçiliğinin örneklerindendir. Restorasyonundan sonra aynı amaca hizmet eden han, otel ve restaurant olarak hizmet vermektedir.

Cinci hoca tarafından 1645 tarihinde yaptırılan diğer yapı Cinci hamamıdır. Çeşme mahallesinde çarşı içerisinde yer alır. Kadınlar ve erkekler bölümünden oluşan hamam kubbe ile örtülmüştür. Soğukluk, sıcaklık, külhan, ocak yerleri mevcut ve halen çalışır durumdadır. Mimarının kim olduğu bilinmemekle birlikte dönemin baş mimarlarından Mimar Kasım olduğu sanılmaktadır. Hamam Cinci hocanın annesi Hamide Hatun tarafından 2 Nisan 1645 tarihinde vakfedilmiştir.

safranbolu-cinci-hamami

Hamamın hemen yan sokağında bulunan Köprülü Mehmet Paşa Cami’ni ziyaret ediyorum. Zira içerisinde güneş saati bulunmaktadır. Köprülü Mehmet Paşa Camisi avlusunda bulunmaktadır. Yatay güneş saatleri sınıfında girmektedir. Sabah 06:40 ile akşam 17:20 arasındaki zamanı metal plakanın gölgesine göre gösterir. 19. y.y ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

safranbolu-gunes-saati

Cami içerisinden girişi olan aile çay bahçesi bulunmakta sanırsınız ki botanik bir bahçe. Çay bahçesinin içerisi yem yeşil farklı bodur ağaç ve süslü bitkilerle dolu nezih bir yer içeceklerinizi yudumlayarak enfes Safranbolu evlerini gözlemleyebilirsiniz burada.

Güneş saati ve tarihi Köprülü Mehmet Paşa Cami gezintisi sonrası Yemeniciler Arastası (Çarşı) gezmeye başlıyorum. Kahvesinde oturabileceğiniz, hediyelik eşyalar ve el sanatları ürünleri alabileceğiniz Yemeniciler Arastası, Köprülü Mehmet Paşa Camisine bitişik olup, caminin vakfı tarafından camiye gelir getirmesi amacıyla 1661 yılında yaptırılmış.

Sabahın köründe Safranbolu’ya gelirsem çarşının henüz açılmadığını görürüm. Çarşının kalabalık hali ile çektiğim videoyu ayrıca paylaşacağım arkadaşlar.

48 ahşap dükkanın yer aldığı, çarşı içinde farklı bir çarşı görünümündeki, yemeni adı verilen el yapımı deri ayakkabıların hayat bulduğu eski bir lonca çarşısıdır. Lonca kelimesi, aynı işi yapan kişilerin bir arada bulunduğu yer anlamına gelmektedir. Bu nedenle de çarşı Yemeniciler Arastası olarak adlandırılmakta.

Birbirlerine yakın olan görülmesi gereken yerlerden birisi de Kazdağlıoğlu Camisidir. Çarşıdaki Çeşme mahallesinde, 1778 tarihinde Kazdağlıoğlu Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Taş ve tuğladan, tek kubbeli olarak yapılmıştır ve üstü kiremitle örtülmüştür. Minaresi ise tuğladan yapılmıştır. Çevresindeki meydana ismini vermiştir ayrıca.

Biraz rakım yükselterek rotamı Kent tarihi müzesi olan eski Hükümet konağına çeviriyorum. Ressamların çizimlerine estetik katan, mimari güzelliği ile fark yaratan, güneşin sarı rengi gibi şehre tepeden bakan Kent Tarihi Müzesi, Hükümet Konağı olarak 1904 yılında Kastamonu Valisi Enis Paşa ve dönemin kaymakamı Ahmet Bey’lerin öncülüğünde kale olarak adlandırılan tepeye inşa edilmiş. Kesme taştan yapılan bina zeminle beraber 3 kattan oluşuyor. Bina, tarih içinde adli, mülki, askeri yönetim merkezi olarak kullanılmış. 19 Ocak 1976 tarihinde çıkan bir yangın sonucu tamamen yanmıştır 🙁 Tarihi olan Eski Hükümet Konağı, Kütür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu tamamlanmış olup şu anda kültür merkezi ve müze olarak kullanılmakta.

safranbolu-hukumet-konagi

Hükümet konağı ile yan yana bulunan saat kulesi ve eski cezaevi binası vardır.

Zamanın durduğu kentte, geçmişin sesini duyuran saat kulesi 3. Selim döneminde Safranbolu Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmıştır. Kaleye yerleştirilen saat kulesi kare planlıdır. Londra’dan getirtilen saat ise zembereksizdir. Bu saat kulesinin önemli özelliklerinden birisi de arkadaşlar saat kaçı gösteriyor ise o kadar çan çalmaktadır. Örneğin saat 17:00 olduğunda 5 kere dong sesi çıkarmaktadır.

Hükümet konağı girişinden başlayıp saat kulesine kadar yaygın bir şekilde uzanan Kayseri, Erzurum, Çorum, İstanbul Dolmabahçe, Amasya, Elazığ, Saraybosna, Samsun, Edirne, İzmir, İzmit, Bursa, Adana, Çanakkale ve Kütahya saat maketleri bulunmaktadır.

Ömer An meydanı (tepesi) çıkıyordum. Zira orada tarihi Zafranbolu uçağı bulunmakta.

Kurtuluş savaşı sonrası Hilal Ahmet (Kızılay) ve Türk tayyare cemiyetinin ülke genelinde başlatmış olduğu yardım faaliyetleri sonucunda; 250 civarında tayyare (uçak) üretilmiş veya satın alınmıştır. Bu kapsamda 1928-1930 yılları arasında Safranbolu halkından toplanan yardımlar ile Breguat XIX A-2 keşif uçağı alınmıştır. Safranbolu’da iniş ve kalkış yapabileceği uygun bir alan bulunmaması nedeniyle 30 Ağustos 1931 tarihinde Kastamonu’da yapılan bir törenle uçağa Zafranbolu adı verilerek hava kuvvetlerimize armağan edilmiştir.

zafranbolu-ucagi

Zafranbolu uçağı Safranbolu’nun tepesine konuşlanmış vaziyette her an uçacak gibi maşallah. Bulunduğu konumun yüksekliği size Safranbolu’nun evlerini ayaklarınıza serer vaziyette güzel bir manzara ihtişamı sunmakta. Bende bunu fırsat bilip arkama aldığım manzara ile hemen bir kare fotoğraf çekiniyorum…

Karnımda iyiden iyiye acıkmıştı. Aşağı merkeze inip bir şeyler yemeyi planlarken yorulduğumu hissettim ve Zafranbolu uçağının hemen arkasında bulunan İlçe dolmuş ve Özel Halk Otobüslerinin kalktığı garaja denk geldim. Biraz oturur sırasını bekleyen şoförler ile muhabbet eder, dinlenirim ve sonra otobüs ile merkeze inerim diye düşündüm. Oturup biraz soluklandım ve bir kaç muhabbet ettim otobüs şoförleri ile. Şans işte! Karnın aç mı dediler. Kendi istihkaklarından olan 1 tabak yemeklerini benimle paylaştılar. Kendilerine çok teşekkür ederim.

safranbolu-yemek

Aç olan karnımı bir güzel doyurup üzerine 1 bardakta ikram ettikleri çayı içtikten sonra otobüse binmekten vazgeçip az ileride bulunan Hıdırlık tepesine gittim. Gerçekten burası pek bir ihtişamlı Safranbolu ayaklarımın altında.

Kendinizi tarihin içinde hissettiğiniz, tüm ihtişamıyla dimdik ayakta duran Safranbolu evlerinin birbirlerine olan saygılı bakışını görebilirsiniz burada. Hıdırlık tepesi, Türklerin ilk konuşlandığı yer.

hidirlik-tepesi-safranbolu-evleri

2 açık namazgahı bulunan ve eskiden “yağmur duası” ile “Hıdırellez” kutlamaları için kullanılan Hıdırlık, üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa’nın türbesi (1845), Hızır Paşa’nın mezarı ile Kurtuluş savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman‘ın (1955) anıt mezarlarına da ev sahipliği yapmaktadır. Tepeye 2 giriş ve çıkış bulunmakta.

Yapımı ilginç olan bir camii ziyaretinde bulunuyorum daha sonra. Kaçak (Lütfiye) Camii. Çarşı merkezinin Akçasu mahallesinde bulunan Lütfiye Camii Akçasu deresi üzerinde derenin en dar kısmına kemerler kurularak yapılmıştır. Hac farizası için gittiği kutsal topraklardan, çok uzun süren, çok meşakkatli bir yolculuktan sonra Safranbolu’ya dönebilmesini “ALLAH’ın LÜTFU”yla mümkün olabildiğine inanan “Muslubeyoğlu Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi” yaptırdığı bu camiye Lütfiye camii adını vermiştir. Cami yapım yılı 1880’dir.

Caminin altından geçen Akçasu deresinin içindeki bir kaynaktan çıkan ve caminin yanındaki çeşmeyle gelen su, bazı yıllar çok kurak yaz aylarında, kaynağının kuruması nedeniyle kesilir. Su kaynağının kuruyup, suyun kesilmesi, Safranbolu’da halk arasında “suyun kaçması” olarak adlandırılır. Bundan dolayı söz konusu su kaynağına “kaçak su”; çeşmesine “kaçak çeşmesi” ve aynı nedenlerle bu yöreye de “kaçak semti” denilir. Bitişiğinde bulunan “mahalle kahvesi” ve onun hemen üstündeki “mahalle mektebi” cami külliyesindendir.

kacak-lutfiye-cami

1 gece konaklama planım olduğu için İncekaya su kemeri, Tokat kanyonu ve Bulak Mencilis mağarası gezimi ertesi güne bırakıyorum. Merkeze gidiyor bir kafeterya da oturarak zaman geçiriyorum. Ardından yemeniciler arastasını tekrar geziyor, ilçenin meşhur olduğu safran lokumlarına, hediyelik eşyalarına bakmak için geziyordum. Daha sonra Turizm danışma bürosundan broşür almak için gittiğimde orada ki danışmanla kanka olup çay, muhabbet derken günü bitiriyordu böylece.

Safranbolu’da konakladığım yer; Kazdağlıoğlu Camii önü. 🙂 Macera ve unutulmayacak bir anı değil mi sonuçta yaşanılması gerek. Konaklama bedavaya gelse de sabah 05:30’da sabah namazına gelen 1-2 cemaatten azar işittik. Cemaatle birlikte kıldığım sabah namazı ve namaz sonrası cami hocası ile cemaatin beni güler yüzle uğurlaması unutulmazdı. 🙂

Evet güne erken başlamıştım yukarıda da yazdığım gibi sabah namazına gelen cemaat ile birlikte saat sabah 05:30 da güne başlangıç verdim. Sabah kahvaltısı için sıcak bir çorba içiyor saat 09:00’a kadar Safranbolu’da dolanıyorum. Zira İncekaya su kemerine gitmek için ilçe dolmuşlarına binmem gerekecek.

Saati bir şekilde 09:00 ediyor ardından dolmuşa binerek İncekaya su kemerine yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaşıyordum. Gerçi su kemerine 1 km uzakta bırakıyor Gayza köyü girişine kadar gelinir sonra yürünür. Yolculuk ve 1 km yürüyüş sonrası sabahın yakmayan güneşinde başlıyordum su kemerini gezmeye gerçekten güzel bir yer…

Safranbolu’nun kuzey doğusunda kalan kemer şehir merkezine 7,5 km uzaklıkta, Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Su kemerine Bağlar semti Gayza köyü yolu üzerinden ulaşılır. Tokatlı kanyonun üzerine yapılan kemer, zeminden 60 mt yükseklikte ve 116 mt uzunluğundadır.

Genişliği ise 110-220 cm dir. 6 kemerli görkemli bir yapıdır. Buradan getirilen su, Asmazlar Havuzlu Konağının bahçesindeki su terazisinden kente dağıtılmaktaydı bir zamanlar. Kemer’den geçen su “Paşa suyu” olarak bilinmektedir. Sonradan su kemerinin alt kısmına çeşitli etkinlikler için sahne ve oturma yerleri yapılmıştır.

incekaya-su-kemeri

İncekaya su kemeri ile bir olan Tokatlı kanyonu ise tüm ihtişamı ve ürpertici görüntüsü ile sizi kendine çekmekte yırtıcı kuşların kanyon içerisinde danslarını izleyebilir, trekking yapabilir, at turları, paintball, semaver ve mangal keyfi yapabilirsiniz. Safranbolu jeolojik yönden ilginç özelliklere sahiptir. Bunlardan biri de derin ve uzun kanyonlarıdır. İncekaya ve Tokatlı kanyonu, Sakaralan Kanyonu, Şeker (Yenice) Kanyonu, Düzce (Kirpe) kanyonu turizm için önemli değerleridir Safranbolu’nun.

Tokatlı kanyonu için seyirlik teras bulunmaktadır ve kişi başı 3 tl’dir.

tokatli-kanyonu

İncekaya su kemeri ve Tokatlı kanyonu gezimden sonra tekrar 1 km yürüyor ve Gayza köyüne ulaştıktan sonra Safranbolu Yenişehir’e geliyor Bulak Mencilis mağarasına gitmek için dolmuşa atlıyorum. Görülmesi gereken bir yer mutlaka buraya gelirseniz Bulak Mencilis mağarasını görmeden dönmeyin.

bulak-mencilis

10 dakikalık bir yolculuktan sonra Bulak köyüne geliyorum fakat aracı olmayanlar için sıkıntı mağaraya ulaşmak. Mağaraya 4 km uzaklıkta indiyor dolmuşlar oraya kadar dolmuş çalışmıyor. Aracı olan rahat ulaşır fakat ben 4 km boyunca sıcakta yürüdüm üstelik otostop şansım da yaver gitmedi. Bir şekilde o 4 km yolu yürüdüm ama gelin bir sorun nasıl yürüdüm ayaklarıma kara sular indi. 🙂

Bulak Mencilis mağarasına ulaştım…

Bulak Mencilis mağarası Türkiye’nin 4. Karadeniz’in 2. en uzun mağarasıdır. Karadeniz’e başlayan Filyos çayının önemli bir kolu olan ve derin bir vadi içinde akan araç çayı vadisinin kuzey bölgesinde, belirgin yüksek dağlardan beslenen ve bu dağları kalyon vadiler şeklinde yararak parçalayan mağara deresi kanyonun sona erdiği noktada bulunan mağaranın toplam uzunluğu 6042 metredir.

Günümüzden 65-200 milyon yıl önce oluşmuş Jura-Kretase yaşlı kireç taşları içinde kuzey-güney yönünde gelişen mağara birbirine bağlı üç kattan meydana gelmiştir. Bu katlara bağlı olarak üç girişi bulunan mağaranın en uzun bölümü alt kattadır. Mağaranın en yeni kesimini oluşturan ve uzunluğu 4300 metreyi bulan bu bölümün içinde yaz kış belirgin akışı olan büyük bir yer altı deresi akmaktadır.

bulak-mencilis-sarkitlar

Alt katın tamamını yürüyerek geçmek mümkün değildir. Özellikle son kesimleri bütünüyle su ile dolu. Tamamen dalış yapılarak ilerlene bilen bu bölüm mağaranın uzunluğu hesap edilirken farklılıklara neden olmaktadır. daha önceleri 5350 mt toplam uzunluğu olarak ölçülen bu mağara bu sifonların geçilmesinden sonra 6042 mt olarak genişletilmiştir. Gerideki yüksek dağlardan beslenerek gelen yer altı deresi büyük bir ağızdan dışarı çıkmaktadır. Bu suların bir bölümü Safranbolu’nun içme suyu ihtiyacını karşılamakta.

Mencilis mağarası sisteminin en karekteristik ve en güzel bölümünü orta kat oluşturmaktadır. Alt kat girişinin (suyun aktığı giriş) 200 mt kuzey doğusunda mağara deresi kanyonunun doğu üst yamacında bulunur. Ana girişten 100 mt yukarıda giriş ağzı bulunan bu bölümün uzunluğu 1200 metredir.

Son kesiminde alt kat ile birleşen orta katın içerisi görünümleri son derece güzel değişik renklerde damla taşlar ile özellikle (sarkıt, dikit, sütun, duvar ve perde damla taşları) kaplıdır. Buna karşılık orta katın hemen orta kesiminde de bütünüyle fosilleşmiş olan 2. üst kata çıkılır.

bulak-mencilis-dikitler

Yaz-kış mağaranın içerisi 13 derece ve değişmiyor.

Mağara ve Safranbolu gezimin videolarını YouTube sayfamdan izleyebilirsiniz.

Son olarak yazımı bitirmeden sözünü verdiğim bir tanıtım yazımı da iliştirmek istiyorum.

Safranbolu’nun meşhur lokumlarını üreten ünlü mü ünlü SAFRANTAT. Türkiye’nin lokum dünyasında 4. sırada yer almakta. Safran Tat çalışanı Yusuf Ünlü ağabeyin ikram ettiği lokumlar ve sabah kahvaltısına daveti için buradan bir kez daha teşekkür ediyorum kendisine.

Safranbolu gezintimi burada bitirerek Bartın’a geçiyorum.

safranbolu-bartin-yolu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2013-2017 Tüm hakları saklıdır. Yasal Uyarılar | Gizlilik İlkesi | Gezi Rehberi | Site Haritası |